Gerçeküstücülük akımının önde gelen isimlerinden biri olan 1898 Belçika doğumlu Rene Magritte, şaşırtıcı derecede ki farklılığa sahip eserleriyle adeta gerçeküstücülüğün de üstüne çıkarak izleyiciye bambaşka deneyimler sunuyor. Farklı bir boyutun izlerini espirili bir dille ancak son derece felsefi olarak ele alıyor. Eserlerinde gerçekliğe dair ön koşul algılarını zorlayarak, izleyicinin her baktığında farklı bir detay yakalayabileceği illüzyonist bir tavır sergiliyor.
Eserin arka planına bakınca karanlık ve sisli bir gökyüzü ufukta bir deniz ya da nehir ile kavuşuyor. Kullanılan renklerin çoğunlukla gri tonlar olmasından ötürü karamsar bir hava seziliyor. Sanatçının annesinin bir nehirde intihar etmiş olması bizlere bir mesaj vermek istediğini gösterir nitelikte duruyor. Bir köprü üzerinde duran ve doğrudan izleyiciye dönük olan adam, resmin tam ortasına adeta yüzleşmek için konulmuş gibi duruyor. Ve bu adam tam olarak Rene Magritte’ in ta kendisi. Bu resim aslında bir otoportre.
Baş karakterimizin üzerinde koyu renkli bir ceket yada pardesü olması ve bunun son derece sade resmedilmesi izleyicide yine karanlık bir his uyandırıyor. Ceketin iki düğmesinin ilikli birinin açık olması ve pardesü boyunun bitiş çizgisini bize göstermemiş olması hatta karanlıklaşması sanki devam eden bir şeyin ifadesi gibi duruyor. Diğer dikkat çekici şey ise bariz bir şekilde sol kolun ters şekilde resmedilmiş olması. Bazı uzmanlar bunu resim yapamama korkusu olarak nitelendirse de sanki tek kolun nehir ve gökyüzüne dönük olması bazı şeylerin geçmişte kalmadığının da ifadesi gibi.
Başında ki şapka; hem annesinin mesleği olan şapkacılığa, hem de yaşadığı yıllarda bir çok kişinin bu şapkadan takıyor olmasına bir gönderme olabilir.
Rene Magritte ‘in kendini resmettiği bu eserde kırmızı kravatı epey dikkat çekici görünüyor. Sanki özellikle bir ok gibi bize yeşil elmayı gösteriyor. Ve burada renk zıtlığından da yararlanarak kırmızı tercih etmiş olması, yeşil elmanın resmin vurucu noktası olması için bizi bir kez daha uyarıyor.
Yüzünün tam ortasına yerleşmiş ve yerçekimine aykırı olan yeşil elma aslında ‘akıl’ı ifade ediyor. Resmin ismine tezat şekilde insanoğlunun sembollerinden olan kırmızı elma yerine yeşil elma olması bizi düşünmeye davet ediyor. Bu elmanın arkasında sanatçının göz ve kaşını az da olsa izleyiciye göstermiş olması bir yakınlık kurmak istediğini, ancak elma ile yüzününün büyük bir kısmını kapatması da mesafeyi temsil ediyor.