Rene Magritte Kimdir?

Rene Magritte

Gerçeküstücülük akımının önde gelen isimlerinden biri olan 1898 Belçika doğumlu Rene Magritte, şaşırtıcı derecede ki farklılığa sahip eserleriyle adeta gerçeküstücülüğün de üstüne çıkarak izleyiciye bambaşka deneyimler sunuyor. Farklı bir boyutun izlerini espirili bir dille ancak son derece felsefi olarak ele alıyor. Eserlerinde gerçekliğe dair ön koşul algılarını zorlayarak, izleyicinin her baktığında farklı bir detay yakalayabileceği illüzyonist bir tavır sergiliyor.

Rene Magritte eserleri sürrealist olarak tanımlansa da, içinde illüstrasyon ve sembolizm türleri de göz çarpıyor. Sanatçının temeli aslında resim yapmaya başlamadan önce ki işinden geliyor. Yani grafik tasarımdan. Eserlerinin çoğunu grafik tasarım altyapısıyla kurguladığı açık bir şekilde anlaşılıyor. 

'İnsanoğlu' Eser İnceleme

Rene Magritte

Rene Magritte’in 1964 imzalı ‘The Son of Man’ (İnsanoğlu) eseri 116×89 cm tuval üzeri yağlı boya bir çalışma. Sürrealistlerin baş yapıtı olarak kabul ettiği eser, isminden de gelen mistik havasıyla da epey ilgi görüyor. Hristiyanlar genelde ‘İnsanoğlu’ kelimesini Hz.İsa’yı ifade etmek için kullanıyor. 

Eserin arka planına bakınca karanlık ve sisli bir gökyüzü ufukta bir deniz ya da nehir ile kavuşuyor. Kullanılan renklerin çoğunlukla gri tonlar olmasından ötürü karamsar bir hava seziliyor. Sanatçının annesinin bir nehirde intihar etmiş olması bizlere bir mesaj vermek istediğini gösterir nitelikte duruyor. Bir köprü üzerinde duran ve doğrudan izleyiciye dönük olan adam, resmin tam ortasına adeta yüzleşmek için konulmuş gibi duruyor. Ve bu adam tam olarak Rene Magritte’ in ta kendisi. Bu resim aslında bir otoportre. 

Baş karakterimizin üzerinde koyu renkli bir ceket yada pardesü olması ve bunun son derece sade resmedilmesi izleyicide yine karanlık bir his uyandırıyor. Ceketin iki düğmesinin ilikli birinin açık olması ve pardesü boyunun bitiş çizgisini bize göstermemiş olması hatta karanlıklaşması sanki devam eden bir şeyin ifadesi gibi duruyor. Diğer dikkat çekici şey ise bariz bir şekilde sol kolun ters şekilde resmedilmiş olması. Bazı uzmanlar bunu resim yapamama korkusu olarak nitelendirse de sanki tek kolun nehir ve gökyüzüne dönük olması bazı şeylerin geçmişte kalmadığının da ifadesi gibi. 

Başında ki şapka; hem annesinin mesleği olan şapkacılığa, hem de yaşadığı yıllarda bir çok kişinin bu şapkadan takıyor olmasına bir gönderme olabilir.

Rene Magritte ‘in kendini resmettiği bu eserde kırmızı kravatı epey dikkat çekici görünüyor. Sanki özellikle bir ok gibi bize yeşil elmayı gösteriyor. Ve burada renk zıtlığından da yararlanarak kırmızı tercih etmiş olması, yeşil elmanın resmin vurucu noktası olması için bizi bir kez daha uyarıyor. 

Yüzünün tam ortasına yerleşmiş ve yerçekimine aykırı olan yeşil elma aslında ‘akıl’ı ifade ediyor. Resmin ismine tezat şekilde insanoğlunun sembollerinden olan kırmızı elma yerine yeşil elma olması bizi düşünmeye davet ediyor. Bu elmanın arkasında sanatçının göz ve kaşını az da olsa izleyiciye göstermiş olması bir yakınlık kurmak istediğini, ancak  elma ile yüzününün büyük bir kısmını kapatması da mesafeyi temsil ediyor. 

Rene Magritte, ilk bakışta eserinin en çarpıcı kısmını yeşil elma figürü gibi gösterse de, bizleri detaylara bakmamız için uyarıyor. Zorlayıcı simgeler kullanmadan, detaylarla birlikte bize çelişkileri, bilinmezlikleri, korkularımızı, aklımızın gücünü, hayal etme yeteneğimizi ve görünenin sadece göründüğü kadar olmadığını anlatıyor. 

Çoğu zaman insanın dikkatini gizlenmiş olan şeyler çeker. Ancak tam karşımızda duran ama göremediğimiz bu adam bize gizemli bir hava yaratarak aslında herseyin tam önümüzde olduğunu, fakat bariz olduğunda ona hiç dikkat etmediğimizi anlatıyor. 

Diğer Blog yazılarımızı görmek için tıklayın!

Adres

Fulya Mahallesi Büyükdere Caddesi No:34/16 Şişli/İstanbul

Telefon

05396672587

ENG
X